sohbet
18 Ağustos 2014 Pazartesi
14 Aralık 2012 Cuma
12.12.2012
Bu gün birçokları için çok özel bir gün! Niye
mi? Yani 100 yıl sonra 12.12.3012 diye bir gün olabilecek…
Bu günün özelliği
sadece rakamların böyle tevafuk etmesi mi?
Aslında dün de bir gündü? Yarın da görebilmek
nasip olursa bir gün olacak...
Geçmiş ömrün
günleri hep acı ve tatlısıyla farkına bile varamadan geçip gitti.
Çok ümitsizliğe
düşüp de ağladığım, içimin cayır cayır yanıp sızladığı günler olmadı mı? Olmadı
mı ben ne yapacağım şimdi dediğim, ağladığım, üzüntüden darlık çekip zor nefes alıp, uyuyamadığım
geceleri olan günlerim?
Geçmedi mi o
sıkıntılar? Gelmedi mi yenileri sonraları? Kâbuslar bitmedi mi? Yeni, sıcak,’’oh
be’’ dediğim, umutlandığım, yataktan dinlenmiş olarak kalktığım günler de geçmedi
mi?
Bu
gün 12.12.2012 ve özel bir gün ama bu günü özel yapan rakamların sıralanışı değil
sanırım… Bu kadar basite indirgenecek bir şey değil bu… Bu an, anların toplamı, dakikalar, saatler, nasip
olursa zaman akacak, gün olacak. Ama bu günü bu gün yapacak olan, ona bakış açım,
benim onu yaşayış biçimim olmayacak mı?
Bakıyorum, görüyorum, anlıyorum, gerçekten
hissediyorum, şükrediyorum: Her şeye
rağmen gece uyudum ve uyandım… Hayır, uyanmadım; uyandırıldım demek daha doğru…
Aslında uyuyup boşa zaman harcamamak lazımdı ama uyudum… Hayır, uyumadım, uyutuldum…
Bunlar benim elimde olan işler değil! Tıpkı nefes alırken, verirken, elimi
kolumu kaldırırken, gözümü kırparken vb. olduğu gibi… Kahvaltımı yapabildim,
ısırabiliyorum, çiğneyebiliyorum, içebiliyorum… Bak yine aynı hatayı yaptım:
Bunları ben yapmayı istiyorum ama bana yaptırtılıyor demem gerek! Gençlik
günlerimde yüz felci geçirmiştim de oradan çok iyi biliyorum. Yüzümdeki
sinirleri, kasları, damarları, kalbimin atışını sanki ben mi plânlayıp, idare
ediyorum?
Evet, bu gün
özel bir gün;tıpkı tüm geçmiş günler gibi…
Evet, bu gün
yaşadığım sıkıntılar da geçecek eski günler gibi…
Evet, Yaratanıma
şükürler olsun, sonsuz hamdler O’na olsun…
Evet, O ’’ kuluna
taşıyamayacağı yükü yüklemem… Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır’’ diyor…
Evet, ben
acizim. Ben O’nun kuluyum. O’nun yarattığıyım. O’nun katında zelilim, kötüyüm,
günahkârım, fakirim, miskinim… O’nun katında dua ile isteyenim…
Allahu ekber!
La ilahe illallah! Sübhanallah! Elhamdülillah!
EVET BU GÜN ÖZEL BİR GÜN! 12.12.2012.
(yazıp da gününde yayınlayamadığım bir
deneme) Selahattin Ünal10 Aralık 2012 Pazartesi
"Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır."
"Evet,
kâinatta hiçbir zîşuur, kâinatın bütün eczası kadar şahitleri bulunan Halik-ı
Zülcelâl’i inkâr edemez... Etse, bütün kâinat onu tekzib edeceği için susar,
lâkayd kalır."
"Fakat
Ona iman etmek, Kur’ân-ı Azîmüşşânın ders verdiği gibi, O Hâlık’ı, sıfatlarıyla, isimleriyle, umum kâinatın
şehadetine istinaden kalben tasdik etmek; ve elçileriyle gönderdiği emirleri
tanımak; ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit, kalben tevbe ve nedamet etmek
iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak,
o imandan hissesi olmadığına delildir. Her neyse..." ( bk. Emirdağ Lâhikası-I (151. Mektup)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

